Sayfalar

22 Ekim 2010 Cuma


Neye yazılır yazı?Taşa,toprağa,kile,papirüse,parşömene;
suya,buza,göklere,kalplere,zihinlere.
Her biri aynı derecede sadık değildir ki bunların.
Kil dağılır,kemik bozulur,taş kırılır,toprak savrulur;
buz erir,su tutmaz,kalp unutur.
Ağaç yapraklarından parşömene,sorumluluğu taşıyan en emniyetli
satıh hala kağıt diyebildiğimiz o yerdir.
Her yazı her kağıda yazılmaz.Sathında gezinen kalemin ve mürekkebin ,
kimyasıyla uyum sağlamasını istemek hakkına en baştan sahiptir kağıt.
Kalem içindeki mürekkebe yükler herşeyi, akıtır,şunun sırasında.
Hafifler yazının sonunda.Tükenebilir hatta.Ama kağıt öyle mi?
O üzerine yükleneni taşır.Ağır gelmez mi?Gelir.Ama kağıt işte herşeye katlanır.
Yo,aldanmamalı bu sessizliğe.Nihayette kağıdın da bir tahammül gücü vardır.
An gelir o da üzerine yazılana baş kaldırır.Ağırlığını koyar,sesinin yükseltir.
Böyle zamanlarda dağıtır mürekkebi,kaydırır,boncuklaştırır,terleyip atar,
ya da tümden kusar.Reddeder üzerine yazıılanı neticede.
Onun bile içine sinmez.Kağıdın intikamıdır bu .

Nazan Bekiroğlu





1 yorum: