Yol yorgunluğu ve büyük kent temaşasından sonra,
Bir Ah!
ile
mürekkebim damlasın kağıt üzerine
En yalın haliyle
Ne kadarda düşündüm yol boyunca ne hayaller kurdum o dağ eteklerinin yol kıvrımlarında.
Kim bilir kaç sevginin, kaç sevgilinin yüreğine dokundum.
Çözmek istedim ,keşfetmek istedim aşkın şifrelerini
Adları dillere destan olan sadık sevenleri...
Yezdan tarafından atılan düğümlerde çözülüyordu tüm suallerim.
Herşey tek bir noktada birleşip ve herşey o noktada bitiyordu.
Öyle ya insanda bu dünyada nokta kadar değere sahip değil miydi?
Engebeli yollar ne zorları başarmıştı.
Belki de sevenleri kavuşturmak için onca çabayı sarfetmişti.
Bir emek vardı ortada ve o emeğe saygı duymayan ama hala seviyorum diye dönen diller...
Kim anlardı açık olan yolların sevenler tarafından kapandığını kim?
Sevgi neydi? diye sormaya başladım kendime
Sahi sevgi neydi?
En mahrem duyguların ortaya cıncık gibi saçılması mıydı?
Yoksa sevdiğini düşünürken kendinden bile haya eden kızın yüreğindeki çarpıntımıydı?
Sevgi büyüdükçe lahuti makamda da yer eden mertebe değil miydi?
Neden herşeye farklı yaftalar yapıştırılıp değerleri yitiriliyor yada yitirtiliyor neden ?
Ah biz insanlar !
Ve sevgi,
EY VEDUD !
İbrahim'in yalnızlığı,İsmail'in teslimiyeti,Yakub'un gömleği,Yusuf'un iffeti,
Meryem'in sükutu,Züleyha'nın gözyaşı,
Muhammedin Ayşe'si...
Ve sevgi!
Rabbinin kuluna bahşettikleri ...
Her sevginin bir nişanesi olur. Bizim sevgilerimizin nişanesi ise.
el ele tutuşup gezip tozmak,vakit geçirmek ,sevdireni unutup sevileni sevmek...
Zayi edilen ömürler,
tüketilmiş aşklardan geriye kalan küf kokulu rüzgarlar çarpıyordu suratıma,viraj sonlarında.
Ve inişlerde bir nefeslik soluklar kalıyordu ensemde.
Aşıklar değil ,sadıklar konuştu yol boyunca
Şahit gösterdiler yolları aşklarına.
Sadece dinledim ,susarak dinledim ve anladım sevgiyi;
Sevginin tüm habis duygulardan arınmak olduğunu,
Kavuşulmasa bile hala sevginin var olduğunu.
YOLLAR KIVRIM KIVRIM KIVRANAN YOLLAR..
(Es'Nûn)